ANAMENÜ  
 
   GREENOKS.COM  
 
   DUYURU  
(Turkey All The Pastry Sector is Here) - (MEETING POINT OF BAKERY PASTRY INDUSTRY)

Pastacılar Derneğinin Resmi web sitesi yayın hayatına başladı...

Üye Kartlarınız Çıktı...

SİZDEN GELENLER BÖLÜMÜMÜZ YAYINA GİRMİŞTİR
17.01.2010
YURTDIŞINDA ÇALIŞAN BİR USTANIN USTALARA MESAJI...
26.11.2009
DİKKAT!!! YURTDISINDA İŞ VAADiYLE SİZLERDEN PARA İSTEYEN DOLANDIRICILARA KANMAYINIZ...
06.09.2009
DUYURU! PASTACILAR.COM ISMINI KULLANARAK INSANLARI KANDIRAN DOLANDIRICILARA DIKKAT EDINIZ...
22.04.2009
Pastacılar.com'dan Bir Yenilik Daha...
09.10.2007
Sizi ülkemizdeki pastacılığın daha bilinçli ve organize olarak gelişmesine ortak olmaya davet ediyoruz...
19.09.2007
 
   EMAİL LİSTEMİZ  
New Page 1
Sektörümüzdeki yeniliklerden haberdar olmak için email listemize kayıt olabilirsiniz.

   
 
   REKLAM ALANI  
 
   ANKET  
PASTACILIK FUARLARI, KAÇ YILDA BİR YAPILMALI ?
4063 kişi oyladı
1 YIL %87 3539
2 YIL %3 158
3 YIL %9 366
Tüm Sonuçlar
 
   LİNKLER  
 
   TAKVİM  
 
   DÖVİZ  
 
   DESTEK  
 
 
     
    Türk Lokumu Türklerin Kültürüdür  
Türkiye Lokantacılar, Kebapçılar, Pastacılar ve Tatlıcılar Federasyonu Başkanı İsmail Sezer, Türk lokumunu Avrupa Birliği’ne (AB) “Cyprus Delight” olarak tanıtmaya çalışan Kıbrıslı Rumlara tepki göstererek, “Kıbrıslı Rumların yapmış olduğu kültür hırsızlığı aynı zamanda tarihi gerçekleri de saptırmaktır. Türk lokumu Türklerin kültürüdür” dedi. Federasyon Başkanı İsmail Sezer, Kıbrıslı Rumların Türk tatlısı olan baklavayı Avrupa Birliği’nde kendi tatlarıymış gibi tanıtma girişimlerinin tarihi kayıtlar ile müdahaleleri sonucu başarısızlığa uğradığını hatırlattı. Şimdi ise aynı girişimin, Avrupa’da “Turkish Delight” olarak bilinen Türk lokumu için yapıldığını söyleyen Sezer, “Türk lokumu da baklava gibi Türk kültürünün ve mutfağının en eski tatlarındandır. Türk lokumu ile ilgili bilinen en eski kayıtlara, Per İmparatorluğu’nu M.S. 226-652 tarihleri arasında yöneten Sasaniler döneminde rastlanmaktadır. Belgelerle kanıtlandı. O dönemde “Rahat-l-Hulkum” yani “boğazı rahatlatan” adıyla bilinen Türk lokumu zamanla kısaltılarak “lati lokum”, “rahat lokum” ve sonunda “lokum” adını almıştır. Sasani İmparatorluğu’nun bugünkü sınırları İran, Irak, Afganistan ve Türkiye’nin doğusu olduğu tarih kitaplarında mevcut olup lokumun anavatanının bu bölgeler olduğu ve lokumun Türk kültürünün ve mutfağının en eski tatlarından olduğu tarihi belgelerle kanıtlanmış, tartışmasız bir gerçektir. Türkiye sınırları içerisinde en eski lokum imalatçısı, Osmanlı Sarayının Şekercibaşısı Hacıbekir tarafından 1777 yılında kurulan ve hala faaliyetini sürdüren Ali Muhiddin Hacıbekir Lokumcusudur” diye konuştu. İsmail Sezer, Kıbrıslı Rumlara tepki göstererek, “Kıbrıslı Rumların yapmış olduğu kültür hırsızlığı aynı zamanda tarihi gerçekleri de saptırmaktır. Türk lokumu Türklerin kültürüdür” değerlendirmesinde bulundu. TGRT Haber
    DONDURMACIKCI' LAR Filme Kızmışlar  
Eski Yöntemlerle Dondurma Yapan Dondurmacının, Büyük Firmalarla Mücadelesini Anlatan, 'Dondurmam Gaymak' Filmi Hakkında Bazı Dondurma Firmalarının Hukuki Takip Başlattığı Belirtildi. Sinema deneyimi olmamış vatandaşların rol aldığı 'Dondurmam Gaymak' filminin yönetmeni Yüksel Aksu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, büyük dondurma firmaları olan 'Algida' ve 'Panda' ile sponsorluk görüşmeleri yaptıklarını, ancak olumlu yanıt alamadıkları gibi bu firmaların, film hakkında hukuki takip bile başlattığını ifade eden Aksu, şunları söyledi: 'Sonuçta filmde birilerini hedef alma gibi bir durum söz konusu değil. Zaten, benim de dondurma şirketlerini hedef alma gibi bir sorunum yok. Eskiden dondurmacı çıraklığı yaptım ama gelirimi artık sinemadan elde ediyorum. Bu nedenle onlara rakip de değilim. Dünyada büyük üretim olmazsa aç kalınacağını savunan birisi olarak büyük firmalardan destek gelmediği gibi köstekleyecek hareketlerin yapıldığını duymak beni üzüyor. Yapımcımız, Birol Güven'in görüştüğü dondurma firmaları sponsorluk için (Kabul edemeyiz, çünkü, bizi kötülüyor) dediler. Antik Yunan'da bile tiranlar yazarlara para verip kendilerini eleştirmelerini isterlermiş. Bunu kendilerini yenilemeleri için önemli bir fırsat olarak görüyorlarmış. Efes Pilsen de alkol satıyor ancak, basketbol takımı kurup sporu destekliyor. Kurumsal kimlik de kültür-sanatı veya sporu desteklemekle oluşacak bir şeydir.' Aksu, filmde eski yöntemlerle çalışan dondurmacının kendisine rakip gördüğü firmalara 'Manda' ve 'Malgida' gibi isimler koyduklarını belirtti. Filmde iyi dondurma, kötü dondurma ayrımına gidilmediğini anlatan Aksu, 'Dondurmaların kalitesi filmde tartışılmıyor. Ben büyük sermaye karşısında küçük esnafın yok oluşunu anlattım' dedi. Kaynak: Haberler.com
    Avrupalı pastacılardan Motta'ya 'tatlı' teklif  
30 milyon dolar ciroya sahip Motta'ya yabancılar talip oldu. Pastane zinciri yıl sonuna kadar Avrupalılarla el sıkışacak Ünlü pastane zinciri Motta'yı yabancılar yakın markaja aldı. Geçen yıl 20 milyon dolar ciro yapan, bu yıl ise 30 milyon dolara koşan Motta'ya, yabancı gıda zincirlerinden teklif geldi. Motta'nın ortaklarından Gürkan Donat, bir danışmanlık şirketiyle anlaştıklarını ve teklifleri değerlendirmeye aldıklarını belirterek, "Zannediyorum yıl sonunda hisse satışı için el sıkışmış oluruz" dedi. 160 satış noktası var Türkiye'de 160 satış noktası ve 8 üretim merkezi olan Motta, Türkiye'deki en yaygın pastane zinciri sıfatını taşıyor. 1986 yılında kurulan Motta'nın, 1992 yılında ortağı ile birlikte franchise'ını alarak gıda sektörüne adım attıklarını belirten Donat, 1994 yılında Motta'ya ortak olduklarını söyledi. 1998-2002 döneminde Motta'nın mağaza sayısının dört kat arttığını ve büyüme sürecinin devam ettiğini anlatan Donat, "Amacımız bizi daha ileriye taşıyacak birikime sahip bir ortakla yola devam etmek. Bu nedenle özellikle bu işten gelen Avrupalı yatırımcılara sıcak bakıyoruz" diye konuştu. Özellikle 2001 krizinden sonra çok sayıda beyaz yakalının işsiz kaldığını, birikimi olan başta bankacılar ve mimarların Motta'nın franchise'ım alarak gıda sektörüne girdiğini anlatan Donat, bayi sayısının artmasında bunun da etkili olduğunu ifade etti. Haber: Aylin LÖLE Akşam Gazetesi
    Mutfak sanatı üniversiteye girdi  

 Aşçılığı meslek olarak seçmek isteyen gençler için artık üniversitelerde özel bölümler açılıyor. Yeditepe Üniversitesi Gastronomi Bölümü ile Milli Eğitim'e bağlı olan Mutfak Sanatları Atölyesi bunun ilk örnekleri. Reenkarnasyona inanmam. Ama zaman zaman tekrar dünyaya gelsem hangi mesleği seçeceğimi düşünür, hayal kurarım. Bu hayallerimde hep iki meslek birbiriyle çekişir. Birincisi, 40 yıla yakın sürdürdüğüm ve başladığım dönemden bugüne çok kan kaybetmesine rağmen hala içinde yer almaktan büyük gurur duyduğum gazetecilik mesleği. İkincisi ise aşçılık; daha doğrusu Batılı anlamda mutfak şefliği. Gazetecilik ne zaman yozlaşma belirtileri gösterse, hayal ibrem aşçılıktan yana kayar. Aşçıların hak ettikleri konuma gelmeyişleri, yemekten anlamayan patronların onları ilkel mutfaklarda çalıştırmaları ise yine gazetecilik tutkumu alevlendirir. Son zamanlarda kafamdaki ibre aşçılıktan yana dönmüş durumda. Bunda oldukça yeni iki kurumun payı büyük. Birincisi, Yeditepe Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü. Dünyada güzel sanatlar fakülteleri bünyesinde yer alan ve dört yıllık öğrenim veren tek gastronomi ve aşçılık öğretim kurumu burası. Üst düzey aşçılığın bir sanat olduğu artık bütün dünyada kabul görmesine rağmen, mutfakların geleneksel düzeni, bu mesleği, yüzyıllar öncesinin zanaat kolu olmaktan kurtaramıyor. Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü bünyesindeki Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü bu alanda bir devrim niteliği taşıyor. Esas amacı gerekli bilgi ve becerilerle donatılmış, uluslararası alanda rekabet edebilecek genç yönetici şefler yetiştirmek. Bölüm ilk mezunlarını önümüzdeki yıl verecek. Ve buradan iyi eğitilmiş, "mutfak sanatı" kavramının kendisine yüklediği görevlerin üstesinden gelebilecek genç şefler modern profesyonel mutfaklara dağılacaklar. İKİ YABANCI DİL Dört yıllık lisans programı süresince öğrencilere restoran, yiyecek-içecek yönetimi, yemek pişirme teknikleri ve sanat-kültür konularında eğitim veriliyor. Eğitim dili İngilizce, ancak Fransızca da ek dil olarak öğretiliyor. Öğrenciler klasik yemek pişirme tekniklerini, Fransız, Türk, Osmanlı, Akdeniz, Uzakdoğu mutfakları ve modern mutfak tekniklerini uygulamalı olarak öğreniyorlar. Pastacılık sanatı, çikolata hazırlama teknikleri, şarapçılığa giriş gibi diğer pratik derslerin yanında sanat tarihi, dünya mutfak kültürü, yemek tarihi gibi teorik dersler sayesinde, bu bölümün mezunları, dünyadaki üst düzey meslektaşlarından aşağı kalmayan bir donanıma sahip oluyor. Daha da ötesi, aşçılığı bir sanat olarak ele alan programda temel sanat eğitimi, resim, heykel gibi alanlarda da dersler yer alıyor. Müzik, felsefe ve görgü kuralları gibi dersler de bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde bölümü, özellikle de uygulama mutfaklarını gezdim. Son teknoloji ürünü ekipmanlara sahip mutfaklar değme 5 yıldızlı otel mutfağından daha iyi donatılmıştı ve öğrencilerin yaptıkları yemeklerde kullandıkları en kaliteli malzemeler depolarda hazır bulundurulmaktaydı. Öğrencilerin pişirdikleri yemekler, akademik kantinde, daha ucuz fiyattan öğretim üyelerine sunuluyor ve öğrenciler yaptıkları işin manevi hazzını alabiliyorlardı. Bir süredir bazı dost ve yakınlarım üniversite çağına gelen çocuklarının bu bölümü tercih etmek istediklerini söyleyip görüşümü soruyor. Onlara, buranın usta bir şef yetiştirmeyi amaçlayan, en iyi düşünülmüş öğretim kurumu olduğunu söylüyorum. Ancak çocukları bu mesleği gerçekten bir ideal olarak görüyorlarsa ve sırf üniversite diploması almak için seçmiyorlarsa, bu bölümü tercih etmelerini söylüyor, aşçılığın zorlu ve özveri isteyen bir meslek olduğunu onlara hatırlatıyorum. KOMİLİĞİN BİLE EĞİTİMİ VAR Gelecek yaşamımda meslek olarak aşçılığı seçmemde payı olan ikinci kurum ise M.E.B. Özel Mutfak Sanatları Atölyesi. Alkent'teki bu gastronomi okulu başlangıçta sadece konuya ilgi duyan amatörler için çeşitli kurs programları hazırlamaktaydı. Doğrusunu isterseniz, mantar gibi her yanda biten yemek kursları ve TV kanallarındaki yemek programlarının yarattığı anarşik ortam içinde, kaliteli, amatör yemek meraklılarına yönelik eğitim bile başlı başına önemli bir girişimdi. Ancak bu kurum amatörlere verdiği hizmet dışında bir süredir bir başka alana da ağırlık veriyor. Ülkemizde yalnız beş yıldızlı oteller için şeflere ihtiyaç yok. Yemekle ilgili yatırım yapmış ama bu konuda bilgisi bulunmayan girişimcilerin, yeme içme alanında bir işyeri açmak isteyenlerin, iş değiştirmeyi, bu arada gastronomi sektörünü düşünenlerin ve o güne dek bir mesleği olmayıp da yemekle ilgili bir alanda meslek sahibi olmak isteyenlerin eğitilebilecekleri kurumlar da gerekli. İşte Mutfak Sanatları Atölyesi bu gibiler için değişik sertifika programları düzenliyor. Bu atölyeyi de ziyaret ettim. Görkemli bir eğitim mutfağının yanı sıra ekmekçilik için gerekli ekipmanlarla donatılmış bir modern bir mutfağa da sahip. Yiyecek ve içecek işletmeciliği, pastacılık ve ekmekçilik eğitimi ve temel mutfak eğitimi ile ilgili sertifika programları başlatılmış. Önümüzdeki günlerde sektör için çok gerekli bir başka önemli meslek dalı, kaliteli komi yetiştirmek üzere de bir sertifika programı hayata geçecek. Kuşkusuz devletin yıllar önce gerekli görüp açtığı aşçılık okulları piyasaya pek çok aşçı yetiştirdi. Ama bu iki müessese onlardan bir adım ileride; sektörün 21. yüzyılda ihtiyaç duyduğu özelliklere sahip elemanları, yarının teknolojilerini onlara kullandırarak yetiştiriyor. Evet, bütün bu gözlemlerim sonunda, bir daha dünyaya gelişimde ben de bu gibi kurumlarda eğitim görmüş bir şef olmayı tercih edeceğim...

    Hansel ve Gretel'in evinden bildiriyorum  
Masal kahramanları Hansel ve Gretel'in pastadan evinde yaşamayı hayal etmeyeniniz var mıdır? Çikolatadan kapıları, şekerlemeden pencereleri, krem şantiden bacası, pandispanyadan temeli olan o evi hangimiz düşlemedik.Acıktığınızda koparıp yiyebileceğiniz bir kapı kolu ya da canınız her şeker çektiğinde kocaman bir ısırık alabileceğiniz bir pencere pervazına kim hayır diyebilir ki?Ben diyemezdim. Koç Holding'in kurumsal dergisi "Bizden Haberler" beni arayıp da 'Divan'da pasta yapabilir misin?' diye sorduklarında da demedim. Aslında pasta yapmakla uzaktan ya da yakından alakam yoktu ama çocukluk düşüm bu teklifi hiç düşünmeden kabul etmeme neden oldu. Amacım pasta yapmak değil, Hansel ve Gretel'in evini masal kitabından çıkarmaktı...Divan'ın Ümraniye'deki yeni üretim binasına vardığımda dışarıda soğuk ve yağmurlu bir hava vardı. Yapısal bir değişim yaşayan şirketin önce yönetim katına çıktık. Bizden Haberler dergisinden gelen ekiple, yeniden yapılanmada muhtemelen genel müdür yardımcılığı görevini üstlenecek olan Burak Atay'ın odasında buluştuk. Ben pastayı yapacaktım, onlar da izleyip fotoğraflayacaktı. 40 yıllık pasta ustası edasına bürünmem uzun sürmedi. Sohbetimize katılan Atay, pasta yapmayı bilip bilmediğimi sorunca, 'hayır' diyebildim. Edamdan etkilenmiş olacak ki şaşırdı. "Bu ne cüret" diye düşünmüş olmalı. Hele bir de pastadan Hansel ve Gretel'in evini yapma niyetimi bilseydi kimbilir ne düşünürdü. Hansel ve Gretel'in pastadan evini masal kitabından çıkarmayı başardığımı 'gururla' söylemeliyim. Bunu, Koç Holding'in kurumsal yayını Bizden Haberler için Divan'ın imalathanesinde 'başardım'
    Pasta vakti  
Yanımızda Divan Üretim Müdürü Gülsen Dural ile Ar Ge ve Dekorasyon Müdürü Gamze Aktan da vardı. Gözlerinden 'Acaba yapabilecek mi?' sorusu açık ve seçik okunuyordu. Atay, yaptığım pastayı görmeye geleceğini söyleyerek yanımızdan ayrıldı. Zaman gelmişti. Binanın en alt katında bulunan imalathaneye girmenin koşulları vardı. Beyaz önlük, boneler ve galoş giyerek yaz kış 18 derecede tutulan imalathaneye girdik.Divan, bu imalathanede yılda 1 milyon 800 bin porsiyon pasta, 200 ton butik çikolata üretiyordu. Ayrıca, 115 ton tuzlu, 40 ton bisküvi, 55 ton kek, 150 ton lokum ve 80 ton dondurma da buradaki ustaların elinden çıkıyordu. Doğal olarak da içeriden buram buram pasta ve çikolata kokuları geliyordu...İştahım son sürat açılmış, çevremdeki çikolatalara özenerek bakarken 40 yıldır Divan'da çalışan Çikolata Bölüm Şefi Muhsin Çufaoğlu ile karşılaştık. İsviçre'de eğitim alan Çufaoğlu bu kadar uzun süre çalışmasına rağmen çikolatadan hâlâ bıkmamış. "Hergün 100 gram çikolata yiyorum. En büyük keyfim bu. Hatta futbol maçlarını stadyumda çikolata yiyerek izlerim" dedi.Çufaoğlu'nun icadı 'incirli pralin'lerden tadarak yanından ayrıldık.Üç vardiya halinde, 200 kişilik bir ekiple üretim yapılan imahalathanenin diğer bölümlerini de gezdikten sonra pasta yapabilmem için ayrılan uzun mermer bir tezgahın önüne geldik. Gamze Aktan önce pasta yapımı için nelere ihtiyacım olduğunu sordu. "Duvarlar için dört adet, çatı için iki adet kare pandispanya, çatı için kiremit renginde krem şanti, kar görünümü için de rendelenmiş beyaz çikolata" diye sıralayınca pastadan ev yapma hayalim de ortaya çıktı.Pasta ustası Ali Ünlü bir çırpıda temin etti saydıklarımı. Gerisini yapmak da bana kaldı. Kat kat konulan pandispanyaları önce çikolata ile sıvadım. Sıvasız ev düşünülemezdi tabi. Üzerine pencere ve kapı oyukları açtığım diğer pandispanya parçalarını da duvar olarak yerleştirdim. Çatı ve bacayı da tamamladıktan sonra çatıyı kiremit renginde krem şantiyle boyadım. Evin duvarlarını da çikolata ile kapladım. Sonuç nasıldı diye soracak olursanız, kötüydü. Hansel ve Gretel'in lanetleyeceği türden bir ev olmuştu.İşte tam da bu süreçte Ali Usta yardımıma yetişti. Ev'den başka her şeyi andıran bu pastaya ufak ama sihirli bir rotüş atıp kendine getirdi. Sonuç mükemmeldi. Ali usta tüm bunları yaparken söylenmiyor da değildi. Bıyığını sakladığı beyaz maskenin arkasından "Bu kadın işi değil. Erkek işi" deyip duruyordu. Ne diyebilirim, bu iddiasını haklı çıkarmıştım. Eve biraz benzediyse onun sayesinde olmuştu. Gün boyunca eşlik eden Gamze Aktan'ın da gösterdiği sabrı unutmamak lazım.Sonuç olarak, bir çırpıda yapmış gibi anlattığım bu pasta tam beş saatimi aldı. En çok bozulduğum ise bir pasta için harcadığım sürede, arka tezgah
    84 pastacıya 'ustalık belgesi' Güler'den  
İstanbul Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Pelit Pastacılık A.Ş işbirliğiyle düzenlenen Pastacılık Meslek Kursu'nu bitiren 84 kursiyere törenle ustalık belgeleri verildi. Pelit Pastacılık A.Ş Esenyurt Tesisleri'ndeki törende İstanbul Valisi Muammer Güler de bir konuşma yaparak, "Belgeli usta olmak önemli. Bizi AB'ye taşıyacak olan yol, hangi seviyedeki eleman olursa olsun, eğitimli ve belgeli olmaktır" ifadelerini kullandı. Pelit Pastacılık A.Ş'nin 84 çalışanına verilen kursun ardından ustalık belgeleri dağıtıldı. İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey de proje kapsamında 22 dalda meslek kursları hazırlandığını kaydetti
 
   ÜYE PANELİ  
 
 
Üye Ol   |   Şifremi unuttum 
 
  KUMKAYA  
 
   REKLAM ALANI  
 
   REKLAM ALANI  
 
   GÖRÜŞLERİNİZ  

www.pastacilar.com Hakkındaki görüş ve önerilerinizi bekliyoruz.

Yorum Oku   |  Yorum Yaz
 
   SON 10 PASTANE  
Naz pastanesi

Gülmüs unlu mamulleri

Dört mevsim pastanesi

Kardeşler pastanesi

Minicup pasta&cafe

Pastacım

Çetinler grup a.ş

Almİna unlu mamüllerİ ltd.ştİ.

Ponçik

Rüya pastaneleri

 
   GÖRGÜLÜ  
 
   SON 10 TEDARİKÇİ  
EK-MAŞ Gıda Makinaları

Pimak Pasta Makineleri

hakdes endüstriyel mutfak&pasta ekipmanları

LALE GIDA

habipler başak gıda

AYDIN E.D.T GIDA A.Ş

ARMAĞAN GIDA

ÇALLI PASTACILIK GIDA LİMİTED ŞİRKETİ

GÜLİNOKS MUTFAK EKİPMANLARI

TMAK MAKINA - GIDA MAKINALARI SATIŞ VE SERVİS

 
   RASTGELE TARİF  
Diyet Çikolata

Zeytinli Top Kek

Hindistan Cevizli Kek 2

Misket Tatlısı

Vişneli Kek

Karakız Keki

Damla Sakızlı Sütlaç

 
   EN SON USTA  
Mertcan Gökaydın
Doğum Yeri : Artvin
Doğum Tarihi: 15-Ocak-1995
Meslek : Hamurcu
Yaşadığı Şehir : Artvin
DETAYLAR
 
   LiNKLER  
Sitedeki yazı,resim v.b metaryellerin kopyalanması ve izinsiz kullanılması yasaktır. www.pastacilar.com.tr
& Kodlama © Copyright - Çilem Net Bilişim Teknolojileri ve Reklamcılık Her hakkı saklıdır. 2004 - 2012©
Eminönü/Fatih/İstanbul/Türkiye
info (at) pastacilar.com 
Gsm: 0536 981 1000 Tel: 0212 621 37 53